e-Medrese

İzmirli İsmail Hakkı Külliyatına Dair

12.09.2020

İzmirli İsmail Hakkı 1285/1868 tarihinde İzmir’de dünyaya gelmiş, son dönem Osmanlı aydınları içerisinde velûd isimlerden bir tanesidir. Arapça, Farsça, Fransızca, Latince ve Rumca bilen İzmirli, mekteb ve medrese tahsili alarak, klasik İslâmi ilimlerin yanında Batı felsefesi, sosyoloji ve psikoloji gibi ‘modern’ ilimleri de okumuştur. İstanbul Üniversitesi’nin (Daru’l-Fünun) muhtelif fakültelerinde hemen hemen bütün ilimleri okutmuştur. Esas itibariyle bir mütekellim/kelamcı olan İzmirli, bu sahada Yeni İlm-i Kelam isimli eseriyle önemli ve etkili bir teşebbüste bulunmuştur. İrili ufaklı yetmişin üzerinde eser telif etmiş olan İzmirli, bereketli bir hayatın nihayetinde 31 Ocak 1946 tarihinde vefat etmiştir. Vefatı münasebetiyle dönemin aydınları, bürokratları ve siyasileri, gazete ve mecmualarda İzmirli’ye mersiye niteliğinde bazı yazılar/şiirler kaleme almıştır. Onlardan bir tanesi, Nurettin Artam’ın şu dörtlüğüdür; Hakkî’yı Hakka eyledik îsâl / O’na hasret çekerdi İbn-i Kemâl / Yürüdü Hakka Hakkî İzmirlî / Çekeriz bizde şimdi İsmi Celâl[1]

I. ve II. Meşrutiyet dönemlerinde yetişen İzmirli’yi Osmanlı’nın son dönemindeki diğer aydınlardan ayıran başlıca özelliği, Cumhuriyet Dönemini de müşahede etmesidir. Bu sebeple ortaya koyduğu çalışmalar her iki dönemin unsurlarını, müspet-menfî etkilerini yansıtmaktadır. Günümüzde İzmirli’nin tam manasıyla tanındığını ve anlaşıldığını söylemek gerçekten güçtür. Bunun görünür iki temel sebebi vardır, diyebiliriz. İlki, eserlerinin pek çoğunu harf inkılabı öncesi telif etmesidir. İkincisi ise eserlerinin çoğunun belli bir arka plana sahip okuyucu kitlesine hitap etmesidir.

İzmirli’nin eser verdiği geniş ilim skalasına bakıldığı zaman, “ilm-i kelam, İslâm felsefesi, ulûmu’l-Kur’an, ilm-i hilaf, ilm-i hadis, usûl-i fıkh, mezhepler tarihi, tarih, tarih felsefesi, siyer vb.” alanları görmek mümkündür. Bunlar içerisinde üzerinde titizlikle, uzun yıllar çalıştığı alan ilm-i kelâmdır. Bilindiği üzere o, dönemin ortak beyanı olan ilm-i kelâmın artık kelâm tarihçiliği mesabesine intikal ettiğini; fennî, içtimâî ve felsefî meseleleri takip ve cevap vazifesini îfâdan uzaklaştığını ve kelam ilminin tekrar “Yeni İlm-i Kelam”çatısı altında eksiklerini giderecek bir şekildeinşa edilmesi gerektiğini savunanlar (Seyyid Ahmed Han 1817/1898, Şiblî Nu’mânî 1857/1905, Abdüllatif Harputî 1842/1914, Filibeli Ahmet Hilmi 1865/1914 ve birçok aydın.) arasında önde gelen isimlerden birisidir.

İzmirli, Sebilürreşad Mecmûâ’sına vermiş olduğu bir mülakatta, Yeni İlm-i Kelam’ın hangi tarz (metot) üzere yazılacağına dair kısaca şunları söylemiştir; -Yeni İlm-i Kelam- Fen ile tecrübe ile isbatı kabil olmayan hususatın imkanını yeni mantık ile mantık-ı tatbiki kavaidi ile isbat eylemiştir. Neyi kabul etmiş ise an-burhan kabul etmiş, neyi reddetmiş ise yine an-burhan reddeylemiştir. Herkesin korktuğu skolastik müdafaatı kaldırmış, yerine metot dairesinde müdafaa ikame eylemiştir. Felsefe-i hazıra lüzumu derecesinde beraber gitmiş, hem mantık-ı sûrîyi, hem de mantık-ı maddîyi elinde tutmuştur.[2] Yeni İlm-i Kelam ismi ile kaleme aldığı muhalled eseri, bu noktada İzmirli’nin tezlerini ihtiva eden ve bu alanın takipçilerine numûne-i imtisâl niteliğinde bir eser olmuştur. “Keşf-i kadîm yap(a)mayan, vaz’ı cedîd yapamaz.” kabilinden İzmirli’nin İslâm felsefesi/hikemiyatı, filozofları ve tarihi ile Batı felsefesi ve felsefî doktrinleri hakkında yazdığı eserler “Yeni İlm-i Kelam”anlayışının bir neticesidir.[3]

2018 yılının sonlarında Melikşah Sezen’in direktörlüğü ve editörlüğünde, Çizgi Kitabevi tarafından “İzmirli İsmail Hakkı Külliyatı Projesi” başlatıldı. İzmirli’nin eserleri içerisinde daha önce hiç neşri yapılmamış veya neşredildiği halde unutulmuş eserleri öne alınarak, tenkitli neşirleriyle bir “İzmirli Kitaplığı” oluşturuluyor.

İzmirli’nin son eseri olan ancak vefatı sonrasında basılan İslâm Mütefekkirleri ile Garp Mütefekkirleri Arasında Mukayese isimli eseri geçtiğimiz sene Melikşah Sezen’in notları ve değerlendirme yazısı ile bu projenin ilk ürünü olarak kisve-i tab’a büründü. Bu eser ilk olarak 1952 yılında Süleyman Hayri Bolay’ın notlarıyla Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları tarafından neşredilmişti. Bolay’ın hazırladığı baskıyla, proje dahilinde Çizgi Kitabevi’nden çıkan baskıyı karşılaştırdığımız vakit çok farklılıklar görüyoruz. Sezen’in de belirttiği gibi; “Bolay’ın eser üzerindeki çalışması, eserin ilim âleminden uzak kalmaması için takdire şayan olsa da teknik hataları bertaraf edecek bir çapta olmamıştır.” Aynı zamanda filozofların terceme-i hâllerine dair dipnot düşmüş olsa da birçoğu kâsır/nâkıs kalmıştır. Sezen, kitabın içerik kısmında muhteva yönünden herhangi bir tasarrufta bulunmamış ve eseri, İzmirli’nin kaleme aldığı şekle sâdık kalarak hazırlamıştır; dil açısından herhangi bir sadeleştirme yapmamıştır. Bunun haricinde kitabın giriş kısmında esere ne gibi katkılar sağladığını belirtmiş ve “İzmirli İsmail Hakkı Efendi’nin Terceme-i Hâli ve Mukayese Üzerine” başlığı altında esere dair kısa ve esaslı bir değerlendirme yazısı kaleme almıştır.

Eser, isminden de anlaşılacağı üzere Doğu ile Batı arasında ilmî bir karşılaştırma ve halef-selef tespiti sunan muhtasar bir çalışmadır. Yüz kadar Batılı mütefekkir ile yine bir o kadar Müslüman âlim ve pek çok felsefî ekol hakkında bilgi veren eser, bu âlimlerin kimliğine ve felsefî ekollerin mahiyetine dair açıklayıcı hususlara girmiyor. İşte bu noktada Sezen’in notları hemen hiçbirini atlamadan tümü için okuyucuyu doyuracak nitelikte iş görüyor. Yine kendi notlarına dair kitabın sonunda bibliyografya çalışması ve kitabın bütününe dair bir indeks çalışması yapması kitabı daha kolay bir şekilde okunur hâle getiriyor.

Eserde dikkat çeken önemli bir husus ise bir bölümün tekâmül (évolutionnisme) nazariyesine tahsis edilmiş olmasıdır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu eser, “Yeni İlm-i Kelam”savunucusu olarak bilinen İzmirli’nin “Usûlü’d-Dîn” adına durduğu yer ve bütüncül bir yaklaşım adına gösterdiği gayreti yansıtması açısından gayet mühimdir.

Geçtiğimiz günlerde projenin ikinci ürünü olarak İzmirli’nin, Tarih-i Kur’ân’ı neşredilmiştir. Yine Melikşah Sezen tarafından hazırlanan çalışma, Cumhuriyet döneminin ilk Kur’ân tarihi çalışmasını yeniden ilim ehlinin istifadesine sunması açısından önemlidir. Sezen, tıpkı Mukayese’de olduğu gibi metni notlandırarak, (metnin orijinal yapısına dokunmaksızın) eserin girişine İzmirli’nin Tarih-i Kur’ân’ı hakkında yazılanlara yönelik etraflıca bir değerlendirme yazısı kaleme almıştır. Bu bölüm ciddi bir emek mahsulüdür. Çünkü İzmirli’nin doğru anlaşılmasına katkı sağlamak için Sezen’in yaptığı izahlar, eserin özgün metninden daha hacimli bir hale gelmiştir. Kur’an tarihine dair birtakım tartışmaların sürdüğü bir dönemde hacmi küçük fakat faydası büyük olan bu mütevazi çalışmanın da meseleye kıymetli bir katkı sunacağı aşikardır.

Söz konusu iki eserin ardından “İzmirli İsmail Hakkı Külliyatı Projesi” nasıl devam edeceği konusunda edindiğimiz bilgilere göre; evvela İzmirli’nin daha önce hiç neşredilmemiş (yazma halinde kalan) eserleri okuyucu ile tenkitli neşir formunda buluşturulacaktır. Ayrıca Sezen’in editörlüğünde yürüyecek projeye pek çok farklı ismin katkı sağlayacağı ve nihayetinde İzmirli’nin bilhassa yazma hâlindeki eserlerinin tümünün gün yüzüne çıkarılacağı son derece sevindirici bilgilerdir.

Hâlihazırda İzmirli’nin ilk defa neşredilecek Tarihin Lüzûmu isimli risalesinin farklı iki yazma nüshadan hazırlandığının ve basım aşamasında olduğunun bilgisini müjdeleyebiliriz. Bu eser, İzmirli’nin Cumhuriyet öncesi yazdığı fakat ne o dönemde ne de Cumhuriyet döneminde yayımlanma imkanı bul-a-mayan, yazma halinde kalmış bir risalesidir. Bu eser isminden de anlaşılacağı üzere Tarih ilminin gerekliliğini ve İslam Tarihinin önemini, Müslümanların Tarih ilmine hizmetlerini ve Müslüman tarihçileri konu edinen bir eserdir. Eser şu haliyle bile bizlerde ciddi bir merak uyandırmaktadır.

İzmirli’nin daha önce yayınlanmamış kelâmî ve felsefî eserlerini öne alarak devam edecek olan külliyat projesinin, Osmanlı’nın son dönem diğer önemli âlimleri/münevverleri ve eserleri için de örnek ve önayak olmasını ümit ediyoruz. Bu proje için Melikşah Sezen’e, Ömer Arlı Bey yönetimindeki Çizgi Kitabevi’ne ve projeye katkı verecek diğer isimlere şimdiden teşekkür ediyoruz.

Feyzullah TAT
Bu yazı İlim Dergisi’nden alınmıştır.

Kaynakça

[1] İzmirli İsmail Hakkı’nın hayatı, fikirleri ve eserlerine dair bakınız: 1) “İzmirli İsmail Hakkı, Vefatının 50. Yıl Anısına” İzmir İlahiyat Fakültesi ile Türkiye Diyanet Vakfı tarafından ortaklaşa tertip edilen 24-25 Kasım 1995 tarihli sempozyum bildirileri. 2) İbrahim Alaüddin Gövsa, Türk Meşhurları Ansiklopedisi: “İzmirli İsmail Hakkı” mad, Yedigün Neşriyat. 3) Sabri Hizmetli, İsmail Hakkı İzmirli, Kültür Bakanlığı Türk Büyükleri Serisi, 1996. (Ve Hizmetli’nin muhtelif birçok makaleleri.) 4) Bayram Ali Çetinkaya; İzmirli İsmail Hakkı, Hayatı, Eserleri, Görüşleri, İnsan Yayınları, 2000. 5) Zekeriya Akman, Daru’l-Hikmeti’l-İslamiye, DİB Yayınları, 2009.
[2] Bakınız; Sebilürreşad Dergisi, c. 21, n. 528-529, s. 5859.
[3] Baloğlu Adnan Bülent, Sebilürreşad Dergisinde “Yeni İlm-i Kelam” Tartışmaları, İzmirli İsmail Hakkı, Vefatının 50. Yıl Anısına Sempozyumu, DİV, EK-2, s.265.

Latest posts by emedrese (see all)

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

eMedrese bir İlmiye Vakfı projesidir.