e-Medrese

İbn-i Saatî’nin Nihâyetü’l-Vusûl’ü Üzerinden Şematik İcma

09.09.2020

Luğavi ve ıstilahi tarifi

● İcma lugatta “bir şeye karar vermek” ve “bir konu üzerinde görüş birliğine varmak,” usûl ilminde “ümmeti Muhammed’in bütün ehl-i hal ve’l akd (devletin şurasını oluşturan alimler) heyetinin bir asırda belli mesele üzerinde ittifak sağlaması” demektir. Tarifteki “ittifak” kaydı fiil ve sözleri, açık ve sessiz onayı içine alır. “Bütün ehli hal ve’l akd” kaydı bir kısmının veya ümmetin avam kesiminin; “ümmeti Muhammed” kaydı geçmiş toplulukların görüş birliğini; aynı şekilde “bir asırda” kaydı ittifakın bütün asırlarda olması gerektiği vehmini tarifin dışına iter. Son olarak “belli mesele” kaydı yapılması veya terki istenen bütün şeri ve akli hükümlere şamildir.

İcmaın huccet olduğuna dair ayet ve hadisler

Ayetler:

● “Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber’e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir.” (Nisa, 115) Görüldüğü üzere, bu ayette müminlere muhalefet etmek, peygambere itaatsizlikle eşdeğer görülmüş ve cehennemle cezalandırılmıştır.

● “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, ayrılığa düşmeyin.” (Âli Imran, 103) Oysa icmaa muhalefet ayrılık demektir.

● “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Resulüne ve sizden olan ülülemre de itaat edin.” (Nisa, 59)

Hadisler:

● “Ümmetim sapıklık üzerinde birleşmez.” (Ebu Davud, Tirmizi)

● “Müslümanların güzel gördüğü şey, Allah katında da güzeldir.” (Ahmed bin Hanbel, Bezzar ve Taberani İbni Mesud’tan mevkuf olarak rivayet ederler.)

● “Ümmetimden hak üzerinde devam eden bir topluluk daima var olacaktır.” (Buhari, Müslim)

● “Kim cemaatten ayrılırsa boynundan İslam bağını çıkarıp atmıştır.” (Yakın lafızlarla Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud, Hakim ve Ahmed bin Hanbel)

İcmaın oluşum ve bilinme imkanı

●  İcmaın gerçekleşebileceğine, gerçekleşse bile pratikte ondan nasıl haberdar olunabileceğine dair üç görüş vardır:

İcmaın gerçekleşmesini imkansız görenler: Mutezili imam Nazzam ve bazı Şiilerin içinde bulunduğu grup. Delilleri, mizaçları farklı birçok insanın -tıpkı tek çeşit yemekte birleşmesinin imkansız olduğu gibi- bir fikir üzerinde ittifak sağlamalarının mümkün olmadığıdır. Hariciler sadece siyasi bölünme öncesi sahabe icmaını delil kabül ederler. Bölünme sonrasında baz alınacak icma -yalnız kendileri gerçek Müslüman oldukları için- sadece Haricilerin ittifak sağladıklarıdır.

İcmaın gerçekleşmesini teoride kabüllendiği halde ondan pratikte haberdar olunmasını uzak ihtimal görenler: Bu gruba göre, icmadan pratikte haberdar olmak, bütün icma sahiplerinin aynı bölgede olmasını, tek tek tanınıp bilinmelerini ve sonradan görüşlerinden dönmemelerini gerektirir ki, bu çok zordur. İçlerinden bazıları icmaı  -henüz Hicaz’da yaşamaları sebebiyle- sadece sahabe nesline hasreder.   

İcmaın hem teoride hem pratikte oluşacağını kabüllenenler: Cumhur böyle düşünür. Onlara göre icma mümkün ve sahabe dışındakiler için de sabittir. Yalnız Davud ez-Zahiri ve kendisinden aktarılan bir rivayette Ahmed bin Hanbel icmaın sadece sahabe nesline has olduğunu düşünür.

● İlk dönemlerde oluşan icmaların sonrakilere naklini ekseri alimler tıpkı sünnetin nakli gibi görürler. Buna göre, nesilden nesile tevatüren aktarılan icma, sünnet gibi ilmen ve amelen bağlayıcıdır. Tevatür dışında âhâd yolla aktarılanlar ise kıyasa öncelenecek bir değere sahiptir. Hanefilerin bir kısmı ve Gazzali gibi alimler icmaın âhâd yolla nakline katılmaz. 

Bidatçı müctehidin muhalefeti icmaya etki eder mi?

Hanefilerin içinde bulunduğu çoğunluk bidat (tabi ki küfre düşürmeyecek kadar bidat) sahibi birinin mutlak müctehid olsa bile icmaa muhalefetinin itibara alınmayacağını söylerken, İmamül Harameyn, Ebu İshak Şirazi, İsferâyini ve Gazzali gibi bazı alimler mübtedı’ müctehidin muhalefetinin icmaya engel olacağını ileri sürerler. 

Azınlığın muhalefetine karşın çoğunluğun ittifakı icma sayılır mı?

● Cumhur ulema çoğunluğun görüş birliğini icma olarak görmez. İmam Taberi, Hanefilerden Ebubekir Razi, Hanbelilerden İbni Hamdan, Mutezileden Ebu’l Huseyn Hayyat ve bazı Malikiler azınlığın muhalefetine rağmen icmaın oluşabileceğini savunurlar.

Müctehid tabiînin sahabeye muhalefeti icmaya engel olur mu?

● Bu konuda üç görüş iler sürülür:

Kelamcıların, Hanefi ve Şafi alimlerin ekserisinden oluşan cumhurun görüşü: Tabiîn eğer sahabe icmaı oluşmadan önce ictihad mertebesine ulaşmışsa, yaptığı muhalefet sahabenin icmaına engel olur. Yok, eğer sahabe icmaı oluştuktan sonra ictihad mertesine erişmişse muhalefetine itibar olunmaz.

İcmaın oluşması için o asrın bitmesini, icma sahiplerinin ölmesini şart koşanların görüşü: Sahabe asrına yetişen bir tabiînin muhalefeti karşısında hiçbir surette sahabe icmaı gerçekleşmez.

Bazı kelamcıların ve kendisinden bir rivayette Ahmed bin Hanbel’in görüşü: Bu durumda tabiînin muhalefeti dikkate alınmaz.

Belli kesimlerin ittifakı icma sayılmaz

Cumhura göre, Medine ehlinin, ehli beytin, dört halife veya Hazreti Ebubekir ve Ömer’in görüş birliği icma sayılmaz. 

● Medine ehlinin ameli İmam Malik’e göre icmadır. Bazıları İmam Malik’in Medine ehlinin amelini icma saymayıp sadece diğerlerine tercih ettiği, bazıları bununla aslında sahabeyi kasdettiği yorumunu yapmışlardır. Ehli beytin onayı da yalnız Şiilerce icma addedilmiştir. Dört halifenin oybirliği kendisinden bir rivayette Ahmed bin Hanbel’e ve Hanefilerden kadı Ebu Hazim’e göre icma sayılır.     

İcma edenlerin tevatür sayısına ulaşması şart mı?

● İcmaın huccet oluşunu -çok sayıda alimin hata üzerinde birleşmesi imkansızdır şeklinde- akli delile dayandıranlar, icma edenlerin tevatür oluşturacak sayıya ulaşmasını şart koşarlar. Buna karşılık icmaın huccetliğini, semî delillere (ayet ve hadislere) dayandıranlardan kimi tevatür sayısını gerekli görürken, kimileri görmemiştir.

● Eğer bir asırda sadece tek müctehid yaşıyorsa, onun görüşü icma sayılır mı? Bu hususta Hanbelilerin cumhuru evet derken, diğerleri hayır, bu icma olmaz, cemaat olmak için mutlaka iki kişi olmalı demişlerdir.

İcma-ı sükûti delil sayılır mı?

● Bir müctehidin verdiği hükmü duymalarına karşın çağdaşlarının onay veya red şeklinde bir açıklamada bulunmaması anlamında icma-i sükûtinin huccet değerinin olup olmadığı alimler arasında ciddi ihtilaf meselesidir. Başlıca görüşler şöyledir:

Hanefi ve Hanbelilerin ekserisinin, İsferayini ve Şirazi gibi bazı Şafilerin ve Mutezile’den Cübbâi’nin görüşü: İcma-ı sükûti tam anlamıyla bir icmadır ve huccettir. Tabi Hanbeliler ve Cübbâi icmaya verilen bu sessiz onayın o asrın sonuna dek sürmesi gerektiğini söylerler.

Zahirilerin ve mezheb-i cedidinde İmam Şafii’nin ve genel Şafi mezhebinin görüşü: İcma-ı sükûti gerçekte bir icma ve huccet değildir.

Ebu Hâşim (Ebu Ali Cübbâi’nin oğlu) ve Amidi’nin tercih ettiği görüş: Huccettir, fakat icma değildir. 

Gazzali’nin tercih ettiği görüş: Sessiz kalanların onay verdiğine dair ipucu varsa, ancak icma ve huccet olabilir.

İcmaın oluşması için asrın sona ermesi şart mı?

● Bir meselede icmaa varan alimlerin ölmesinin şart olup olmadığı, böylelikle artık görüşlerinden dönme imkanlarının kalmaması hususunda birkaç görüş ileri sürülür:

Hanefilerin, İmam Malik’in, Eşarilerin, Mutezile’nin ve bazı Şafiilerin görüşü: Asrın sona ermesi icmaın oluşması için şart değildir.

İmam Ahmed bin Hanbel’in, çoğu Hanbelilerin ve İbni Furek’in tercih ettiği görüş: Görüşlerinden dönmedikleri net anlaşılsın diye icmaı sağlayan alimlerin ölmesini beklemek gerekir. Ancak o zaman icma oluştu diyebiliriz.

Amidi’nin, Ebu mensur Bağdadi’nin ve bazı Şafiilerin görüşü: Asrın sona ermesi, sadece icma-ı sükûtiler için şarttır.Çünkü bu tür sessiz onaylı icmalar, katî ve sarih icmaa nazaran daha zayıftır.

İcmaın kaynağı

● Bir şaz görüş dışında bütün alimler -dinde delilsiz hüküm verilemeyeceği için- icmaın şeri bir dayanağı olması gerektiğini söylerler.

● Burası müsellem olmakla birlikte, icmaın mesnedinin kıyas olması durumu ihtilaflıdır. Çoğunluk bu durumda da icmaın huccet olduğunu, bu tür icmaa muhalefetin haram sayılacağını savunur. Buna karşın bazı alimler, neticede onun da bir ictihad eseri olduğunu delil göstererek, farklı  bir ictihad sonucu sergilenen muhalefetin haram olmayacağını iddia ederler.    

İki görüşle sınırlı ihtilaflarda üçüncü bir görüş ileri sürmek

● Cumhura göre, bir asırda alimler sadece iki görüşe ayrılmışlarsa, bir daha üçüncü görüş ileri sürülemez. Hanefilerden kimi, bunun sahabeye has olduğunu, iki görüş tabiîne aitse, sonrakilerin üçüncü bir ileri sürebileceğini savunur.

● Zahiriler ve bazı Hanefiler böyle bir sınırlamayı doğru bulmazlar.

● Şöyle detaylandırmaya gidenler de olmuştur: İleri sürülen üçüncü görüş, eğer önceki iki görüşün ittifak ettiği noktayı ortadan kaldıracaksa buna müsaade etmeyiz. Yok eğer böyle değilse -icmaı çiğneme anlamı taşımadığı için- üçüncü bir görüş ortaya atılabilir.

Önceki asrın iki görüşünden birinde sonraki asırda ittifak sağlanması

Bir mesele üzerinde yaşanan ikili ihtilaf, sonraki asırda yerini görüşlerden birinde ittifaka bırakırsa,Hanefiler, Mutezililer ve ekseri Şafiiler bunun icma olduğunu ve huccet değeri taşıdığını savunurlar. Cumhur bunun dışında, aynı asırdaki ihtilaf sonrası sağlanan ittifakı da icma ve huccet sayar.

●  İmam Ahmed bin Hanbel, Ebubekir Sayrafi, Ebu’l Hasen Eşari, İmamül Harameyn, Gazzali ve Amidi gibi bazı usulcüler sonraki asırda, iki görüşten birinde sağlanan görüş birliğinin icma değeri taşıdığını kabül etmezler.

İcma ile sabit bir hükmü inkar etmek

Katî bir icmayı inkar küfürdür. Fahrü’l İslamPezdevi şöyle der: Tabiînin icması, meşhur haber mesabesindedir. Kendisinden önce ihtilaf vaki olan icma ise, sahih âhâd haber hükmündedir. Bunlar arasında nesh, ancak eşit değere sahip karşıt bir hükümle gerçekleşebilir.

● Amidi’nin İhkam’ında tercihe şayan bulduğuna göre, eğer icma beş vakit namaz, Allah’ın birliği ve Peygamberlik gibi dinin asıllarına ait bir hüküm ise, onu inkar küfürdür. Eğer doğrudan dinin temelleriyle alakalı değilse, inkar eden kafir olmaz.

Şema Muzzefferuddin İbnü’s-Saatî’nin (v.694) usülde fukaha ve mütekellimin metodunu mezceden öncü kitabı Nihâyetü’l-Vusûl ilâ Ilmi’l-Usûl kitabından özetlenmiş olup, yoğun şekilde Sa’d Ğarir Mehdi es-Sülemi’nin tahkiklerinden istifade edilmiştir.  

Bu makaleyi okuyanlar için tavsiye yazılar:
5 Soruda İcma
Delil Nedir?
Kıyas Nedir?

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

eMedrese bir İlmiye Vakfı projesidir.