er-Risaletü’l-Kuşeyriyye
Kitap İsmi: er-Risaletü’l-Kuşeyriyye
Müellif: Abdülkerim b. Hevazin el-Kuşeyri (ö. 465/1072)
Genel Tanıtım
İslam tarihinde hem ilmi hem de sosyal anlamda en tartışmalı konulardan bir tanesi tasavvuftur. Tasavvufun, mistisizmin bir devamı olup olmadığı, nassa dayanıp dayanmadığı, caiz olup olmadığı gibi konular çok defa tartışılmıştır.
Genel olarak tasavvuf tarihi üç bölümde incelenmektedir. İlk dönem “zühd” olarak adlandırılmaktadır. Bu dönem Efendimizin terki dünya eylemesinden önce başlamakta ve tabiin dönemine kadar gitmektedir. Ardından “tasavvuf” adı verilen dönem gelmektedir. Bu iki dönemin ortak özelliği kolektif yapının oluşmamasıdır. Her iki dönemde de daha çok bireysel çabalar ön plana çıkmıştır. Bununla beraber hatırı sayılır bir literatür olmuştur.
Sonraları ise “tarikat” adı verilen dönem gelmiştir. Ki bu dönem artık insanların cemaat olarak tasavvufa girdiği, şeyhlerin ortaya çıktığı, kolektif ibadetlerin yapıldığı ve her tarikata has usullerin peyda olduğu bir dönemdir.
Her dönemi kendi içerisinde değerlendirmek daha doğru olacaktır. Fakat tüm bu geçen sürede tasavvuf yolunu istismar eden kimse veya kimseler olmuştur. Hadis uydurmacılığı kuru bir tasavvuf anlayışına dayalı olarak ortaya çıkmıştır mesela. Nasların yerini şeyhlerin görüşlerinin alması ya da bidat ibadetlerin suduru bu istismar girişimlerinin bir tezahürüdür. Sadece manevi anlamda değil, maddi anlamda da insanlar görmüştür.
Öyle ki Kuşeyri’nin Risale’si bugünden bakılınca oldukça erken bir zaman diliminde yazılmasına rağmen müellif, gerçek sufiliğin azaldığını fakat sufi görünümlü insanların artığını iddia etmektedir. Yine o kadar erken bir dönemde haram ile helal arasını ayıramayan, ibadeti terk eden ve kemale yürüdüğünü ilahi hakikatleri keşfettiğini söyleyen insanların git gide fazlalaştığından yakınmaktadır.
İşte bu tartışmaların ortasında tasavvufun esasında kötü olmadığı, naslarla çelişmediği, mutedil bir mevkide icra edildiği müddetçe yararının zararından fazla olacağı iddia edilmiştir. Tasavvuf ancak birilerinin heva hevesine hizmet ettiği müddetçe zararlı olduğu görüşü yayılmıştır. Bunun için de bazı kitaplar, risaleler kaleme alınmıştır.
Bu sahada yazılan en muteber kaynaklardan bir tanesi Kuşeyri’nin er-Risaletü’l-Kuşeyriyye isimli eseridir.
Daha risalenin başında Kuşeyri, tasavvuf ehlinin akait ve tevhit noktasındaki eğilimlerini ele almakta, ardından tasavvufun din için öneminden bahsetmektedir. Akabinde ise yanlış anlaşılan ya da istismar edilen tasavvuf kurumu tenkit etmektedir. İlk bölümde ise tasavvuf bir hal ilmi olduğu için davranışları örneklik teşkil edecek üç tasavvuf ehlinin görüşlerini yaşamlarını ele almıştır.
Müellif eserini zengin kaynaklardan beslenerek oluşturmuş ve kendi hocalarının da görüşlerinden faydalanmıştır. Ehli Sünnet çizgisinde bir tasavvuf anlayışı ortaya koyması nedeniyle rağbet görmüştür. Tasavvufun, naslara uygun şekilde yaşanırsa Müslüman kimse için bir artı değer olacağını izah etmiştir. Diğer taraftan bir ilim olarak tasavvufun kavramlarını da en anlaşılır şekilde açıklamaktadır.
Hem görüşlerinin tutarlılığı ve sıhhati açısından hem de sistematiği ve üslubu açısından tasavvuf alanında rağbet görmüş kitaplardan bir tanesidir. Doğru bilgi edinmek adına medreselerde ders kitabı olarak da okutulmuştur. Selefin birikimini toplaması ve toparlaması açısından da sahanın uzmanları tarafından halen kaynak olarak kullanılmaktadır.
Bu makaleyi okuyanlar için tavsiye yazı: “Takribü’n-Nevevi”
Referanslar
[1] https://islamansiklopedisi.org.tr/tasavvuf
[2] https://www.abked.de/index.php/abked/article/view/140
[3] https://islamansiklopedisi.org.tr/kuseyri-abdulkerim-b-hevazin
[4] https://islamansiklopedisi.org.tr/er-risale–kuseyri
[5] https://islamansiklopedisi.org.tr/sufi
[6] https://islamansiklopedisi.org.tr/ehl-i-sunnet
- Taberi Tefsiri - 6 Ocak 2022
- et-Telhısü’l-Miftah - 4 Ocak 2022
- el-İhtiyar li-Ta’lili’l-Muhtar - 3 Ocak 2022



