e-Medrese

İlim İçin

10.02.2021

İlim İçin

Hâfız ibni Kesîr tâbiînin büyüğü, Medîne-i Münevvere’nin âlimi Saîd b. El- Müseyyeb’le (d.13/v.94) ilgili şöyle der: “Mâlik, Yahyâ b. Saîd’den Saîd b. Müseyyeb’in şöyle dediğini aktarır: “Yalnızca bir hadis öğrenmek için gece gündüz yolculuklar yapıyordum.”(el-Bidâye ve’n Nihâye)

Abdullah b. Mübârek’le ilgili rivayet edilir: Ali b. Hasen b. Şakîk der ki: “Abdullah b. Mübârek’le beraber soğuk bir gecede mescidden çıkmak için kalktım. Kapının yanında bana bir hadis rivayet etti. Ben de ona rivayette bulundum. Müezzin gelip sabah ezânını okuyuncaya kadar o bana hadis rivayet etmekteydi.” (Zehebî, Tezkıratü’l Huffâz)

Hâfız Zehebî, İbnü’l Mukrî Muhammed b. İbrahim’den (d.285/v.381) bahsederken şöyle der: Ebûbekir b. Ali’den, İbn Mukrî’nin şunu dediği rivayet edildi: Ben, Taberânî ve İbn Hayân Medine’de idik. Bu sırada maddi bakımdan darlığa düştük. Bu nedenle iftarsız iki gün oruç (savm-ı visal) tutuyorduk. Akşam yemeği vakti geldiğinde Paygamber Efendimiz sallellâhü aleyhi ve sellemin kabri başına geldim ve -ya Rasûlellah, açlık canımıza vurdu,- dedim. Taberânî: -Otur. Ya bir rızık gelir ya da ölüp gideriz. Sesini çıkartma,- dedi. Ben ve İbn Hayân namaz için kalktık. Kapıya Hazreti Ali’nin soyundan birisi geldi. Ona kapıyı açtık. Yanında içi yiyeceklerle dolu iki sepet taşıyan iki çocuk vardı. Bize dedi ki: -Beni Peygamberimize şikâyet etmişsiniz. Rüyamda gördüm. Size yiyecek bir şeyler getirmemi emretti. (Tezkıratü’l-Huffâz / Siyer-i A’lâmi’n-Nübelâ)

Muhammed b. Yûsuf der ki: “Bir gece Buharî’nin evindeydim. Geceleyin not aldığı şeyleri iyice bellemek için 18 defa kalkıp kandili yaktığını saydım.” (Nevevî, Tehzîbü’l-Esmâi ve’l-Lüğât / Tâcü’s-Sübkî, Tabakâtü’ş-Şâfiıyyet’il-Kübrâ)

Fakîh, mâlikî imâm Muhammed b. İbrâhim b. Abdûs el- Kayravânî (d.202/v.260) ile ilgili şöyle nakledildi: Ebûbekir Muhammed b. Ebbâd’ın zikrettiğine göre, Muhammed b. Abdûs on beş senesi ilmî çalışmadan, on beş senesi de ibâdetten olmak üzere otuz sene yatsı namazı abdestiyle sabah namazı kıldı. (Kâdı Iyâz, Tertîbü’l- Medârik)

Hâfız, imâm, allâme, huffâzın mirası Taberânî (d.260/v.360) ile ilgili şöyle geldi: Zevkânî der ki: “Taberânî’ye çok hadis rivayet etmesi konusunda sorulunca: -Otuz sene boyunca hasır üzerinde uyudum, dedi.” (Zehebî, Tezkiratü’l Huffâz)

Hadiste Mü’minlerin emîri Buharî (d.194/v.256) ile ilgili anlatılır: “Kendisine yolculuk (rıhle) mümkün olduğu kadar başka memleketlerdeki hadis şeyhlerine seyahat etti. Binden fazla şeyhten hadis yazdı. (İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n Nihâye)

Ebû Muhammed Abdülaziz b. Muhammed el Karavî el Fâsî hakkında İbn Kâtib el Konstantînî der ki: “Fukahâdan biri bana şöyle dedi: “Abdülaziz’in yanına girdiğimde elbisesine sarılmış, fıkıh kitapları önünde açılmıştı ve teri üzerine damlıyordu. Elbisesi de olabildiğince kirliydi. Bunun üzerine ona: -Kendine bak. Elbiseni yıka, dedim. O da bana: -Altı aydır yıkamayı istiyorum, lakin ilmi meselelerden fırsat bulamadım, deyince şaşırıp oradan ayrıldım.” (Allâme Ahmed Baba et- Tünbüktî, Neylü’l -İbtihâc bi Tadrîzi’d-Dîbâc)

Hatîb el Bağdâdî, Tarih-i Bağdat adlı eserinde, Ömer b. Hafs el Aşkar’dan naklen imam Buharî hakkında bir olay anlatır: “Bir gün Buharî’yi, Basra’da hadis dersinde göremedik. Evine gittiğimizde onu çıplak bir vaziyette bulduk. (Giyecek bir şeyi olmadığı için bizimle kapının ardından konuşuyordu.) Harçlığı bitmiş, hiçbir şeyi kalmamıştı. Onun için para toplayıp elbise satın aldık ve giydirdik. Sonra acele ile bizimle beraber hadis yazmaya koyuldu.” (Tarih-i Bağdat)

İmâm Ebû Yusuf’un talebesi İbrâhim b. Cerrâh et- Temîmî (v.217) anlatır: Ebû Yusuf’un hastalığında ziyaretine gittim. Baygın şekilde yatıyordu. Kendisine gelince bana “ey İbrâhim, şeytan taşlarken hangisi daha fazîletli? Kişinin yürüyerek ya da binekli olarak atması mı?” şeklinde sordu. “Binekli” deyince; “hata ettin” dedi. Ben bu sefer “yürüyerek” deyince, yine: “hata ettin” dedi. Bunun üzerine “Allah senden râzı olsun, söyle o zaman” dedim. Dedi ki: “Kişinin yanında duâ için duruluyorsa, efdal olan cemreyi yürüyerek atmaktır. Eğer durulmuyorsa efdal olan binekli atmaktır.” Sonra gitmek için evinin kapısına ulaşmıştım ki, içerden onun için kopan feryâdı işittim. Ölmüştü.”

Yahya b. Maîn’e babası yüz elli bin dirhem bırakmıştı. Hepsini hadis öğrenmek için harcadı. Ayağına giyeceği bir pabuç bile bulamaz hale geldi.

Ebûbekir b. Hamdâm; “İbn Hıraş’ı şöyle derken işittim,” dedi: “Bu ilim uğruna beş kere idrarımı içmek zorunda kaldım.” Kendisi zamanın hadis hâfızıdır. Uzun ilim yolculukları yapmıştır. Tahsil için ailesinden uzak çöllere düşünce bu hale gelirdi. (el-Iber fî Haberi min Ğâber / Mîzanü’lİ’tidâl)

Halef b. Hişâm el Esedî el Bezzâr el Bağdadî’nin kısaca hayat hikayesi: Hicri 150 senesinde doğdu. 229 senesinde vefat etti. Kıraatçı, mühaddis, fâzıl ve âbid bir âlimdi. İmam Müslim, Ebû Davud, İbrahim el-Harbî ve bu tabakadakilerin hocasıdır. Şöyle dedi: “Nahivden bir meselede zorlanmıştım. İyice öğreninceye kadar seksen bir dirhem harcadım.”(Ma’rifetü’l Kâri’l Kibâr ala’t- Tabakât-i ve’l -Âsâr)

Ali b. Harb; “Zeyd b. Hubab’a gittik. Giyinip de karşımıza çıkacak bir elbisesi yoktu. Kapıyı bizimle kendisi arasına perde yaptı da onun arkasından bize hadis rivayet etti,” dedi. (Siyerü A’lâmü’n-Nübelâ)

Not: Abdulfettah Ebu Ğudde’nin Safahât min sabri’l ulemâ alâ edâidi’l ılm-i ve’t tahsîl kitabından seçilerek tercüme edildi.

Bu makaleyi okuyanlar için tavsiye yazı: “İlim Kitaplığı

Latest posts by emedrese (see all)

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

eMedrese bir İlmiye Vakfı projesidir.