e-Medrese

On Âlim On Âlem

25.01.2021

On Âlim On Âlem

HARİS el-MUHASİBÎ: Sûfilikle Şerî İlimleri Mezceden Emraz-ı Kalbiye Tabibi

Hicri 165 yılında Basra’da doğup 243’de Bağdat’ta vefat etti. Babası Kaderiye/Mutezile mezhebini savunduğu için mirasından tek kuruş almadı. Başta İmam Gazali olmak üzere tasavvufla şeriat ilimlerini mezceden sonraki kuşaklara büyük tesiri oldu. İki yüze yakın eseri olan Haris el-Muhasibî, kitap yazımında ilginç metoda sahipti. Anlatıldığına göre seçkin talebesi Cüneyd’i evinden alıp şehrin dışına çıkarır, birlikte gezerlermiş. Bu arada Cüneyd’den kendisine sorular sormasını ister ve bunlara verdiği cevapları kitaplaştırırmış.

EBUBEKİR el-CESSAS: Bağdat Hanefîlerinin Öncüsü, Büyük Fakih ve Usülcü

Hicri 305’de doğru Rey şehrinde. Vefatıysa 370’de Bağdat’ta oldu. Geçimini kireç işiyle sağladığı için kendisine Cessas (Kireççi) denmiştir. Zahit fıkıhçı yazdığı eserlerle Hanefî mezhebinin dönüm noktalarından biri oldu. Elimizde bulunan en eski fıkıh usülü kitabı ona ait. Kitap, mezhebin usül anlayışını belirlemede mutlak tesire sahip olmuş. İmam Cessas’ın henüz mahtut halde bulunan Şerhu Muhtasari’t-Tahavî eseri hakkında Emir Kâtip el-İtkanî şöyle der: “Günümüze dek böyle kitap yazılmadığı gibi, kıyamete dek de benzeri yazılmayacak.”

HATİP el-BAĞDADİ: Kendisinden Sonra Gelen Herkesin Kitaplarına Muhtaç Olduğu Muhaddis

392 Bağdat doğumlu. Genç yaşta diyar diyar gezip birçok hadis âlimini dinleyen ve geri döndüğünde hocasının bile kendisinden rivayette bulunduğu muhaddis… Bağdat’ta Dârekutnî’den sonra yetişen en büyük hadis hafızı. Yahudilerin cizye vermekten kurtulmak için Allah Rasülü (s.a.v.) adına uydurdukları mektuptaki tarihi hataları derin tarih bilgisiyle bulup, bunun bir düzmece olduğunu ortaya çıkaran tarihçi. Hadis ilimlerinin her dalında eser vererek 80 küsur kitap yazan müellif. Her gün Kur’an’ı hatmedecek kadar zikir ehli. Tüm malını hadis ehline vasiyet edecek kadar da cömert. Ve hacda zemzem içerken, 24 ciltte Bağdat tarihini yazmak, Mansur Camii’nde hadis yazdırmak ve ölünce Bişr el-Hafî’nin yanına gömülmek için ettiği üç duası da kabul edilen Allah’ın sevgili kulu. 463 dünyadan irtihal yılı.

EBUBEKİR el-BAKİLLANÎ: Ehl-i Sünnet Muhaliflerinin Korkulu Rüyası

330’lu yıllarda Basra’da doğdu. Hocasıyla sabahlara kadar tartışan amansız bir münazaracıydı. Büveyhoğulları’nın sarayında Ehl-i Sünnet adına yaptığı münazaralarda kazandığı başarı sayesinde tüm Mutezilî kâdıların azledilmesine sebep oldu. Bizans’ta elçi olarak bulunduğu dönemlerde Hristiyanlık ve İslam üzerine yaptığı tartışmalarla İmparatoru ve Bizans Patriğini rezil etmiştir. Üstün zekâsı, kuvvetli hafızası, fasih dili ve uzun münazaralarıyla “Ehl-i Sünnetin Sözcüsü” unvanını aldı. 403 yılında Bağdat’ta vefat eden Bakillanî’nin cenazesinde söylenenler ilmî kişiliği hakkında yeterli olacaktır: “Bu zat, dinin ve sünnetin yardımcısı, Müslümanların imamı, din muhaliflerine reddiye olarak 70 bin yaprak (yaklaşık 300 cilt kitap) yazan kişidir.”,

ALÂÜDDİN es-SEMERKANDÎ: Teorik Zekâ ve Akıcı Üslup Abidesi

Semerkant’ta tam olarak hangi yıl dünyaya geldiği bilinmese de vefat tarihi 539’dur. Tuhfetü’l-Fukahâ isimli eseriyle kendisinden önceki meseleci fıkıh yazım anlayışında büyük devrim yaparak teorik fıkıh anlayışını ortaya koydu. Bu eserine Bedâiu’s-Sanâi’ ismiyle şaheser nitelikte bir şerh yazması üzerine talebesi Kâsânî’yi fıkıh âlimesi olan kızıyla evlendirmesi onun ilme ve ilim talibine verdiği değeri gösterir. Ayrıca telif ettiği Mîzânü’l-Usûl isimli eseriyle Semekandî, Ehl-i Sünnet öncümüz İmam Maturidî’nin usül-i fıkıhla ilgili görüşlerinin bize ulaşmasında tarihi rol üstlenir.

ŞİHABÜDDİN el-KÂRÂFÎ: Hem Âlim Hem Sanatkâr Bir Numune-i Şahsiyet

626 yılında Mısır’da doğup 684’de yine burada dâr-ı bekaya irtihal etti. Büyük fakih, şehadet ile rivayet kavramları arasındaki farkı tam sekiz yıl araştıracak kadar ilim ve hakikat aşığıydı. Çağının bilginleri, o dönemin üç büyük ilim adamından birinin Kârâfî olduğunda ittifak halindeydi. Usül, kelam ve fıkıh dallarındaki çeşitli kavramlar arasındaki farklılıkları anlatan el-Furûk isimi eseri, onun bir deha olduğunu anlatmaya yeterlidir. Kârâfî aynı zamanda usta bir sanatkârdı. Tasarladığı şamdanın her saat başı rengi değişirdi ve içinde gözleri siyahtan koyu kırmızıya dönen bir aslan maketi vardı. Saat başlarında üzerinde bulunan iki kuştan iki tane taş düşer, bir kapısı açılırken diğeri kapanır, insan suretinde bir maket içeri girerken bir diğeri çıkardı. Fecir vakti geldiğinde yine eli kulağında bir insan maketi çıkıp ezanı işaret ederdi.

İBNİ HACER el-ASKALANÎ: Hadiste Emiru’l Müminîn

773 yılında eski Mısır’da dünyaya açtığı gözlerini 811’de kapadı. Kuran’ı 9 yaşında hıfz etmiş ve Kâbe’de 12 yaşında teravih kıldırmıştır. 15’inde rahle-i tedrisata başladığında ilimlerin temel metinlerini ezbere biliyordu. Edebiyatla ilgilenmekten vazgeçip tüm insanlara yararlı olacak hadis ve fıkıh ihtisası için kollarını sıvamıştı. Hocası el-Irakî’nin icazetiyle 25’inde hocalığa başlayan İbni Hacer’in ekserisi hadis ilimlerinde olmak üzere 282 eseri vardır. 55’i kadın, toplam 628 hocadan ilim aldı. Tüm zamanların tartışmasız en büyük muhaddislerindendir. Buhari şerhi Fethu’l-Bârî kitabı çağlara damgasını vurmuştur. Yine Nüzhetü’n-Nazar eseri, hadis usulünde devir açıp devir kapamıştır.

İBNÜL CEVZİ: Fakih, Müfessir, Muhaddis, Müerrih, Vaiz

510’lu yıllarda Bağdat’ta doğup 597’de yine burada vefat etmiştir. Üç yaşında yetim kalan, çok küçük yaşta kalbine ilim aşkı konulan ve iyi bir anlayış ihsan edilen İbnül Cevzi, yedi yaşında camilerde hadis dinlemeye başlar. Kendisinin ifade ettiği üzere, sokakta çocuklarla hiç oynamaz, ilmin bütün dallarını sever ve hepsinde geniş bilgi sahibi olmak için hadis yanında fıkıh öğrenir, zahitlerin peşinden gider, rivayette bulunan ve vaaz eden her hocanın meclisinde hazır bulunur. Hocalarından biri vefat edince onun yerine geçmek ister, fakat yaşının küçüklüğü nedeniyle buna izin vermezler. Halifenin huzuruna çıkıp vaaz eder ve böylece Mensur Camii’nde henüz yeni buluğ çağına ermişken ders vermeye başlar. Fıkıh, hadis, tarih, mev’ıza ve daha birçok konuda 250’den fazla eser kaleme alır. Vaazlarında 200’den fazla zimminin Müslüman olduğunu, 100 binden fazla kişinin de tövbeyle tanıştığını bizzat kendisi haber verir.

ENVER ŞAH el-KEŞMİRÎ: Mütecessis Bir Müstakrî, Mütebahhir Bir Muhaddis

1292 yılında Keşmir’de doğup 1352’de Surat’ta vefat eder. Dokuz yaşında fıkıh kitaplarını mütalaa etmeye, 12 yaşında fetva vermeye başlar. Fethu’l-Kadîr isimli yedi ciltlik fıkıh kitabını 20 küsur günde okuyacak kadar mütalaası hızlı, ömrü boyunca bu kitaptan nakil yaparken dönüp kitaba bakmaya ihtiyaç hissetmeyecek kadar hafızası güçlüydü. Okuma sahası çok geniş olan Keşmirî, Müsned-i Ahmed’i iki kere baştan sona okur. Allâme Eşref Ali Tahânevî kendisi hakkında şunları söyler: “Bana göre, İslam’ın hakikî bir din oluşunun bir delili de Şeyh Enver’in İslam ümmeti arasında bulunmasıdır. Zira İslam’da bir eğrilik ve yanlışlık bulunsaydı, şeyh Enver bu dine mensup olmazdı.”

ZAHİD el-KEVSERÎ: 20. Yüzyıl Türkiye’sinden 11. Yüzyıl Bağdatlısı Gibi Bir Âlim

Miladi 1880 Düzce doğumlu olan selef bâkiyesi üstat hadis, tefsir, usül, kelam ve tarih ilimlerinde asrının ileri gelen âlimlerindendir. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında ilminin gerektirdiği dik duruşla Mısır’daki gurbet hayatını kendi vatanına tercih eder. Hanefîliğe, sufîliğe ve kelamî ekollere karşı başlatılan Neo-Selefî saldırıya karşı irili ufaklı birçok Arapça eser ve makale kaleme alır. Son yıllarında kendisine teklif edilen yardımları ve memuriyet görevlerini reddetmesi, yaşadığı fakr-u zarureti tek tek kitaplarını satarak hafifletmeye çalışması, ilim ahlakının en büyük göstergesidir. Türkiyeli entelektüellerin Zahid el-Kevserî’ye karşı teşekkürü, burada kaleme aldığı eşsiz eseri el-Medhalü’l-Âm li Ulûmi’l-Kurân’ı arayıp bulmak olmalıdır.

ADEM ÖZÇELİK

Bu makaleyi okuyanlar için tavsiye yazı: “Selef-i Salihînin Son Anları

Latest posts by emedrese (see all)

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

eMedrese bir İlmiye Vakfı projesidir.